Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen, Soma faciasının ardından sigorta sektörüne denetleme yetkisinin maden ferdi kaza sigortası ile verildiğini belirterek, "Sigortacılar sigortalayacağı madene gidip, risk mühendisi yardımıyla bir yerinde kontrol yapıp eksikleri tespit ediyordu. Eksikler yerine gelmeden de sigorta poliçesini düzenlemiyordu. Sigorta poliçesi olmayana da ruhsat verilmiyordu. O tarihten bu yana maden kazalarında muazzam bir azalma var. Tabii ki yine riskler ve kazalar var. Sigorta sektörüne yangın ve deprem gibi afet ve felaketlere dayanıklı bir toplum oluşturmak için sorumluluk verilebilir" diye konuştu.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ SİGORTA PRİMLERİNİ ARTIRIYOR
İklim değişiminin sigorta maliyet ve primlerini artırdığını ifade eden Gülen, Bolu Kartalkaya'da meydana gelen otel yangınına ilişkin olarak da şunları kaydetti:"Sigorta sektörüne bu olayda olması gerektiğinden daha fazla sorumluluk yüklenmeye de çalışıldı. Ancak burada dikkat edilmesi gereken kurumların, ticari işletmelerin sigortasının olmasının bir zorunluluk haline getirilmesi. Diğer yandan sigortanın bir denetleme fonksiyonu var. Sigortalanmadan önce risk mühendisleri o tesise gidip rapor hazırlıyor. Ama önce tabi kurumun sahibinin ilk önlemini alması gerekiyor. Sigortacının sigorta yaparken gördüğü, alınan önlemlerin devam etmesi gerekiyor. İnsan yoğunluğunun fazla olduğu oteller, sinemalar, restoranlar, hastaneler ve üniversitelere ayrı bir gözle bakmak gerekiyor. Ruhsat verilmeden önce sigortasının yapılıp yapılmadığına bakılıp, sonrasında poliçenin devam edip etmediği ve yeni risklerin de kapsama alınıp alınmadığının denetlenmesi gerek."
DEPREM REFORM AJANDASI OLUŞTURULDU
Beklenen Marmara depreminin 350 milyar dolarlık bir mal kaybına neden olabileceğinin hesaplandığını aktaran Gülen, Marmara Bölgesi'nde sigortalılık oranının yüzde 10 civarında olduğunu ve böylece depremin olası 315 milyar liralık bölümünün Türkiye ve vatandaşları tarafından karşılanacağını dile getirdi. Gülen, bölgede sigortalılık oranının dünya ölçeği olan yüzde 30'lar seviyesine getirilerek riski dünya reasürans evrenine aktarılması gerektiğini savurarak "Bunu sağlarsak Türkiye ekonomisine çok büyük yatırım yapmış oluruz. Bu kapsamda Türkiye Sigorta Birliği olarak bir Deprem Reform Ajandası oluşturduk. Önümüzdeki hafta bunu kamuoyu ile paylaşacağız. Temel amacımız deprem riskinin sigorta sektörüne aktarılmasını sağlamak" diye konuştu.
'2025 DENGELENME 2026 BÜYÜME YILI OLUR'
Diğer yandan uygulanan ekonomi programının başlangıç noktasına oranla fevkalade iyi bir toparlanmaya işaret ettiğini anlatan Gülen, "Programın bir hedefi, o hedefin peşinde koşan bürokratlar ve destekleyen iş dünyası var. Biz de enflasyonla mücadele programının en büyük destekçilerinden biriyiz. Mehmet Şimşek yönetimini destekliyoruz. Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikası enflasyonu düşürmek için önemli rol oynadı. Geldiğimiz noktada enflasyon yüzde 40'lar seviyesine geldi, Merkez Bankası'nın en son beklentisi yüzde 24 olmasına rağmen 25-30 bandı bile iyi" dedi.
Enflasyonun sigorta sektörünü yönettiği kaynak nedeniyle mali gelir anlamında olumlu etkilediğine işaret eden Gülen ancak bu durumun ekonomik büyümeyi yavaşlatarak yeni yatırımların ve başta ev ve araç satın alınması olmak üzere ticari hayatın sekteye uğramasına neden olduğunu bunun da alım gücünü aşağı çektiğini söyledi. Sigorta ürününün böylece pahalı hale geldiğini ve hasar maliyetinin ve primlerin artmasını sağladığını anlatan Gülen, "Esas itibariyle enflasyon sektörü sıkıntıya sokuyor. Program bu durumu dengeye getirmeye çalışıyor. 2025 de bu doğrultuda bir dengelenme yılı olacak. Mali gelir ön planda olmaya devam eder. 2026 'dan sonra da bir ekonomik büyüme bekleyebiliriz. Faiz oranları makul hale geldikçe kredi kullanımının artmasını ve varlık büyümesinin başlamasını bekleyebiliriz" diye konuştu.
MEDİKAL ENFLASYON YÜKSEK KALMAYA DEVAM EDER
Sigorta sektörünün hayat ve hayat dışı prim üretiminin geçen yıl 838 milyar TL olduğu bilgisini veren Gülen, 2025'te yaklaşık yüzde 40 büyüme ile 1,1 ile 1,2 trilyon liralık bir prim üretimi beklediklerini kaydederek, şunları söyledi: "Hizmet enflasyonu hala yüksek, hizmet alan ve veren bir sektör olarak enflasyondan daha fazla etkileniyoruz. Normal enflasyonun üzerinde artışla karşılaşıyoruz. Medikal enflasyon hala yüksek. Bunun kontrol altına alınması için çalışma başlattık. Sağlık arzını ve sigortalı sayısını da artırıp ölçeği yakalayıp fiyatların aşağı çekilebileceğini düşünüyorum. Otomobil sigortalarında ise yaklaşık yüzde 30'luk dilim işçilik ve geri kalan yüzde 70 ise yedek parça maliyeti. 2025 yılı oto sigortalarında daha stabil bir hasar maliyeti olacak. Daha makul bir prim artışı olabilecek. Aynı şeyi sağlık için söyleyemeyeceğim."